banner2

banner10

banner1

banner11

16.10.2021, 15:52

Sonumuz Hayırlı Olacak!

Varlığım Kudreti Elinde Olan Yüce ALLAH’A Hamd Olsun Yeniden Yazmak Nasip Oldu.


Rus Edebiyatının en önemli yazarlarından olan, gerçi sadece Rus Edebiyatının değil, Dünya Edebiyatının en önemli yazarlarından olan Tolstoy’u okumayı inanılmaz derecede seviyorum. Tolstoy eserlerinde diğer Rus yazarlardan farklı olarak realist bakış açısıyla, kendi kültürünün öğelerini çok güzel harmanlıyor. Bunu yaparken de diğer Rus yazarlar gibi katı bir Rus milliyetçiliği içerisine girmiyor. Bu açıdan hayatınız boyunca en az bir kere Tolstoy okumanızı şiddetle tavsiye ederim.


Yazıma “Neden mi Tolstoy ile başladım?” Çünkü Tolstoy’un hayatı herkes için ibretliktir. Bu açıdan olurda birileri Tolstoy’un hayatını okuma gereği duyar diye bu satırları karaladım.  Tolstoy zengin bir ailede doğup, lüks içerisinde yaşam sürüyor. Hayatının bir döneminde içki kumar gibi alışkanlıkları da bulunuyor. Ancak sonrasında öyle mükemmel bir değişim içerisine giriyor ki bütün dünyevi değerleri elinin tersiyle ret ediyor. Nihayetinde fikirleri ve yazdıklarıyla dünyayı yerinden oynatan büyük yazar Tolstoy Ahir ömründe açlık ve sefalet içerisinde bir tren garında vefat ediyor. Hayır sakın yanlış anlamayın, mülkünün tamamını kumarda ya da gece hayatında yok etmiyor. Bu arayış içerisindeyken de bütün malını mülkünü fakirlere dağıtıyor. Bir de fiziksel çalışmayı ve yürümeyi inanılmaz seviyor. “Bir gün köyle kıyafetleriyle ayakları yalınayak şekilde Moskova tren garında duruyor. Yanına yaklaşan zengin bir kadın ‘Hey hamal yüklerimi taşımama yardım et.’ Diyor. Tolstoy hiç istifini bozmadan kadının yüklerini alıyor. Gösterdiği adrese kadar götürüp parasını aldıktan sonra oradan ayrılıyor. Günler sonra aynı kadın Tolstoy’un lüks bir mekânda sahnede Fransızca konuşmasına denk gelince Tolstoy’u tanıyıp kendisine Hamal muamelesi yaptığı için kendisinden özür diliyor. Tolstoy’da kadına ‘hiç mahcup olmayın, ben o anki işimi yaptım. Siz de ücretini ödediniz. Önemli olan benim işimi iyi yapıp yapmamam’ diyor.” Bugün gelinen noktada hangi dünya çapında ünü olan birisi bunu yapabilir.   En iyisini ALLAH bilir, ölmeden kısa bir süre öncede Müslüman olduğuna dair kuvvetli kanıtlar vardır. Hatta hayattayken tamamlayıp, yayınlayamadığı Peygamber Efendimize yazdığı bir risaleler kitabı da mevcuttur. Tabi bunun yanında da çocuklar için Peygamberimizin hayatını anlatan eserlerini de ücretsiz olarak dağıtmıştır. 14 dil bilen Tolstoy birçok Osmanlı Türkçesiyle yazılan halk hikayelerinin Rusçaya çevirisini yapmıştır. 


Gelelim hayatımızla Tolstoy arasındaki bağa, bizim ruh halimiz de son günlerde Tolstoy romanlarındaki karakterlerin psikolojik durumlarına benzemeye başladı. Dünya üzerinde hemen hemen her yerde yaşanan kaos ve buhranlar ruh halimizi Tolstoy romanlarındaki karakterlerinkiyle özdeşleştiriyor. Çünkü insan aynı insan, tarihten bugüne kadar, gösterilen tepkilerde hiçbir fark yok. Korku aynı korku, ağlamak aynı ağlamak. Gülmek aynı gülmek… 


Tekrar konumuza dönecek olursak; Koronavirüs salgını sonrasında insanlar eski yaşantılarına dönmek için çabalarken, ayaklarının altına ekonomik sorunlar çarpıyor. Koronavirüs salgının etkileri azalma eğilimine başlarken, Avrupa derin bir ekonomik kriz ve Enerji sorunlarıyla mücadele ediyor. Asya ülkelerinin durumu da Avrupa’dan pek farklı değil. Hele hele Asya ülkeleri en büyük pazarı olan Avrupa ve Amerika’ya ürün naklinde ciddi sıkıntılar çıkıyor. Kısacası yeni dünya düzeni kurulurken bütün ülkeler zorluk çekiyor. 


İşte burada Türkiye’nin önemi ve iş gücü ortaya çıkıyor. Tamam bugün tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de çok ciddi bir ekonomik kriz var. İç piyasaya hitap eden hemen hemen her sektörde ekonomik zorluklar ortaya çıkıyor. Ancak ithalat sektöründe işler iyi durumda hele hele yurt dışına nakliye yapan firmalar mal temininde değil araç temininde zorluk çekiyor. Çünkü çok ciddi miktarda yurt dışına mal sevkiyatı başladı. İster kabul edin ister etmeyin, durum böyle. Bugün dünya genelinde söz sahibi olan gelişmiş devletlerin geçmişlerinde hepsinin düşük kur, yüksek üretimle kalkınmalarını tamamladıklarını görürsünüz. Daha 10 yıl öncesinde Çin para birimi yerlerde sürünüyordu. 100 Japon yeni hala 1 dolar etmekte, üreten ülkelerin mallarını ihraç etmeleri için para birimlerinin rekabet edebilecek bir durumda olması gerekir. Kimse fark etmiyor ama bugün Türkiye ekonomik olarak çok büyük bir fırsat elde etti. Bütün dünyada hizmet sektöründe ve üretim sektöründe zorluklar yaşanırken Türkiye’de üretim ya da üretilen malzemenin nakliyesi konusunda sıkıntı çıkmıyor.  Günümüzde Türkiye’nin Coğrafi konumu ve jeopolitik önemi daha da ağırlığını hissettiriyor. 


Bugün Türkiye coğrafi olarak 3 kıtanın tam ortasındadır. Türkiye’den kalkan bir uçak ya da gemi Asya, Avrupa ya da Afrika’nın en uzak köşesine Çin’den ya da Kore’den kalkan bir gemi ya da uçaktan daha erken bir sürede ulaşmaktadır. Velhasıl nakliye ve ikmal sektörünün en önemli olduğu dönemden geçiyoruz. Türkiye’deki genç nüfusun oluşturduğu iş gücü de Türkiye’nin kalkınmasına destek olacak durumdadır.


Göreceksiniz ekonomik olarak bir dönem zorluk çekeceğiz ancak sonumuz hayırlı olacak. Dünya üzerinde birçok dev firma Türkiye’de fabrika açmak için arge çalışmaları başlattı. Birçok tekstil firması Bursa’ya ve Kocaeli’nde fabrika açmak için çalışmalar yapıyor. Birkaç yıl içerisinde Türkiye ciddi bir üretim üssü olacak. Biz kabul etsek de bu olacak, etmesek de bu olacak. Rakamlar bunu gösteriyor.


Ancak gelelim zurnanın zırt ettiği yere… Dünya’da hemen hemen her büyük ekonomik kriz sonrasında bir savaş çıkarılmıştır. Çünkü krizlerde oluşan ekonomik kayıpların tamamı savaşlar neticesinde geri kazanılmıştır. Küresel sermaye sahiplerinin dini, imanı ve dahi vicdanı olmadığı için bu savaşlarda milyonlarca insan ölmüştür. Bunlar için tek değer para ve güçtür. Gerisinin hiçbir önemi yoktur. Haşa bu insanlar Mısır firavunları ve Nemrut’un günümüzdeki versiyonudur. Siz sanmayı ki Nemrut ve Firavunlar yok oldu. Hayır sadece zamana göre başkalaşım gerçekleşti. Nefis aynı nefis ancak beden farklı bir beden…


Tabi ki bu firavunların karşısında her dönem bir Musa vardır. Ya da halkın köylünün yanında bulunan bir Tolstoy mevcuttur. Cenabı HAKK’ın sünneti bu şekilde işlemektedir. Türkiye’de bugün firavunun karşısında duran Musa’dır. İşte bu nedenle Türkiye geçtiğimiz yıllarda çok akılcı bir yaklaşımla savaş sanayisinde dev adımlar attı. Dünya üzerinde en çok yeni savaş teçhizatı buluşunu Türkiye gerçekleştirdi. Bugün İHA’sından TİHA’sına, Koral’ından, Altay tankına, Füzesinden, mühimmatına kadar hemen hemen hepsini kendimiz üretiyoruz. Bunlarda öyle Çin malı elde kalan malzemeler değil. Dünyada müdavimleriyle yarışacak hatta onları geçecek özelliklere sahip durumdalar. Kamuoyunun bilip ya da bilmediği pusatlarla Türkiye Azerbaycan’dan Libya’ya, Doğu Akdeniz’de Kafkaslara kadar söz sahibi olmuştur. Elimizdeki savaş teknolojisinin gücünü iyi bildiklerinden olayı, ekonomik zorluklarla mevcut hükümeti yıkmaya çalışıyorlar. Ancak yukarıda saydığım nedenlerden dolayı, Türkiye mevcut kriz durumunda da kazançlı çıkacaktır. 


Sonuç olarak merak etmeyin ruh halimiz Tolstoy romanlarındaki karakterler gibi buhranlı olsa da geleceğimiz parlak, endişe etmeyin demeyeceğim. Endişe iyidir motivasyonu arttırır. Ancak korkuya kapılmayalım. Cenab-ı HAKK’ın her sözünde bir hayır vardır. “Sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır vardır.” Görelim bakalım bugün ki Şer, yarın ki hangi hayra gebedir. Başka bir yazımda görüşmek dileğiyle… 


Sıddık Dalkılıç
 

Yorumlar (0)